|
Bu sayfada kendimin ve sizlerden gelen siyasi,eğitici,sendikal vb.içerikli yazılara yer verilecektir.E-mail yoluyla bana ulaşabilirsiniz. hamdiulker@mynet.com
Gülay Göktürk
ggokturk@tercumangazete.com
ÇOK ALAMETLER BELİRDİ / 04.01.2005
Sabah kalktım her zamanki gibi, kahvaltı masasındaki ıvır zıvırı bir kenara itip gazetelere yer açtım, bakmaya başladım teker teker. Birinci sayfa başlıklarını tarayarak gidiyorum.
Bir an şüpheye düştüm, bugün acaba 1 Nisan mı diye... Hayır, Ocak'ın 3'ü... Şaka falan yok ortada.
Peki ne olmuş herkese böyle? Hepsi ağız birliği mi etmiş bizi "şaşırtmak" için?
Önce Rahşan Ecevit'in demecine takıldı gözüm. Bütün gazeteler hakkını vermiş doğrusu.
Rahşan Ecevit "Din elden gidiyor" diye feryat etmiş. "Müslüman bir insanım ve İslam'ı yaşamak istiyorum. Ülkemde müslümanlığın gerilemesine razı olamam" diyen Ecevit şöyle devam etmiş: "Avrupa uğruna din elden gidiyor. Kiliseler apartman katlarına kadar yayıldı, kimi vatandaşlarımız kah ikna yoluyla kah çıkar sağlanarak Hıristiyan yapılıyor. Takkenin üstüne haç geliyor. Ben takiyyelerle yönetilmek istemiyorum, ben ülkemi geri istiyorum"
Kulaklarıma inanamıyorum, bunca yıl "laiklik elden gidiyor" diye bağıran Rahşan Hanım, şimdi "Din elden gidiyor, diye feryat içinde. bağırıyor. Meğer Rahşan Hanım İslam'ı yaşamak istiyormuş, onu ne kadar yanlış tanımışız, diye derin derin düşünürken; az ötede, Akşam Gazetesi'nin yeni genel yayın yönetmeni Serdar Turgut'un sürmanşete çıkmış sözleri şaşkınlığımı daha da arttırıyor: Marduk geldi, geliyor, derken hidayete ermiş Serdar Turgut. Beyin kanamasıyla bir ilgisi var mıdır, yok mudur, bilemem; ama kanamadan hasta yatağında yatarken "duanın gücünü ve Tanrı'yı" keşfetmiş. Nuriye Akman'la söyleşirken sık sık ağlıyormuş. Şimdi laik kesime kendi tanrısını anlatacakmış. Onun bu satırlarını okurken, "Eyvah, Kürşat Bumin fena halde kontrpiyede kalmıştır bugün," diye geçiyor içimden. Öyle ya, Kürşat dün kaldığı yerden Turgut'un ordu yağcılığını, neo-milliyetçi çizgisini, yani sonuçta siyasi tutum değişikliğini filan eleştire dursun, adam resmen "dünya" değiştirmiş; artık siyasi değişikliğin lafı mı olur! Yalnız bu arada Marduk'a ne olmuş, hâlâ çarpacak mıymış, çarpmayacak mıymış, onu öğrenemedim.
Bütün bu şoklar yetmiyormuş gibi, bir şok da Vural Savaş'tan yiyiyorum. Haber Tercuman'da. Siyasi tarihi değiştiren "olay başsavcı" Vural Savaş, sekiz yıllık sırrını Serdar Arseven'e anlatmış, "Gaza geldim, Refah Partisi'ne dava açtım" demiş. Savaş'ı gaza getiren de Şevket Kazan'mış, onun ters tutumlarıymış. Yani bir kişiye kızıp, parti kapattırmış. Hatta, davayı açtıktan sonra eşine, "Şimdi bizi göklere çıkartırlar ama sen bunları -"laikçi" dava arkadaşlarını kastediyor- bilmezsin. Yarın, demokrasiye aykırı işler yapan adam olarak anılırız, satarlar adamı" demiş. Her neyse, "Zaten Türkiye'de yaşanan her şey bir Amerikan oyunuymuş" O da şimdilerde emperyalizmi araştırıyormuş! Ayrıca, babası Ali Savaş Arapça ezan okuttuğu için Menderes'i desteklermiş. Oğlu Kars'ta görev yaparken 'Niye Cuma namazı kılmıyorsun' diye sormuş. İlk eşi de sosyetik çıkmış, ayrılmışlar. Çok çekmiş, çok...
Yargıtay eski başsavcısı 5,5 saat süren röportajında hayatını, yaptıklarını ve pişmanlıklarını anlatırken tıpkı Serdar Turgut gibi, gözyaşlarını tutamamış. Ağlayışını da "Kusura bakmayın, siz bana kucak açınca duygularım boşaldı" diye açıklamış.
X x x
Bütün bu şoklardan sonra benim de ağlayasım geldi doğrusu. Biraz da korku doldu içime.
Tekrar takvime baktım, Hayır, 1 Nisan değildi. Kimse şaka yapmıyordu. Kendimi toparlamak için aklı başında adamdır diye, Ömer Madra'yla yapılan söyleşiyi okuyayım, dedim: Bir de ne göreyim, kıyamet alametlerini sıralıyor bir bir. Ve karşımda hamam böcekleri ve bakterilerle baş başa kaldığımız bir dünya tasviri...
|